11 Ekim 2011 Salı

Karpuz nasıl kurtulur?

Ankara'yı çok seviyorum. Ankaralıları çok seviyorum. Ankaradan beni görmek için yanı başıma gelenleri bu aralar daha da bir çok seviyorum.(Kalp falan filan:P)

Hani işsizim, sevgisizim, boynuzluyum, depresyondayım ya herkesin bi benle mıçmıç olası geliyor.Üzerimde bir ilgi, bir şefkat acıma duygusu ile karışık. (Anlamıyor değilim ama hoşuma gidiyor bu durum gık demiyorum.) Telefonlarım susmuyor, facechat sürekli pıtpıt, mail boxum bayram ediyor. Hayat sevince güzeel llaa laa laayy! Şımardıkça şımarıyorum 'ama yaaaa' diye sonu ağda gibi yavşamış cümlelerle şirin olmaya çalışıyorum.

Beni görmek için dötünü Tayyipciğimin yeni getirdiği hızlı trene atıp gelenler ikiye ayrılıyor.Kimisi yavşıyor belli. Bi iş çıkar mi ki bi deneyelim diyor.İlgileniyorum senle özledim de dayanamadım kalktım geldim ayağı çekiyor. 'Hıııım yedim bende kaçın kurrasından halliceyim oğlum ben al voltanı al hadi hadi' diyesim geliyor. Amaaaaa salağa yatıyor, krizi fırsata çeviriyor demiyorum.Öyle istasyona en yakın cafelerden birine oturtuyorum, Konya burası nargile çay nargile çay hoop tren saati gelmiş. Eee hadi kalkalım.Ayrılırken de hep aynı cümle anasını satıyım 'özletme kendini gel bir an önce'.(Facede apple, steve geyiklerine bulaşmamış, kaşar eli değmemiş, bi kahve içelimcilerden olmayan bir herifoğlu buluyum dizlerimde uyutucam yeminlen) Bindiriyorum trene bebeyi iki el sallayıp, şebeklik falan yapıyorum.Son şakam güldürsün bari diye.(Böööö)

Bir de ikinci grup ziyaretçileri var türbemin ki onlar çıtçıtlarımı istesin veriyim.Belli özlemişler, belli seviyorlar beni, yanımda olmak istiyorlar. İyi ki varsınız ya yumuşş yumuşşş! Nasıl mutlu ediyorsunuz ev kızı olma yolunda ön lisans yapan bu garibi anlatamam.

Şaka yapmıyorum bu arada ya valla 'kız sıdıka' yapacaklar beni burda.Annem sürekli bak gel 'önce patlıcanları suda ıslatıyoruz ki kararmasınlar' diye mutfağa her girdiğimde iki üç şey sokmaya çalışıyor kafama.Babam aman da aman kedi kızım benim şu mavi gömleğimi bi ütüleyiver diye ensemi mıncıklıyor.Romanstar kardeşim kafanı o laptopdan kaldırıp şu masaya bir akşamda iki tabak sen koysan ölür müsün ya çemkirmeleriyle annemin izinden geldiğinin sinyallerini veriyor.(Şimdiden kocasının ruhuna el fatiha.Amin.)

Annem un ve şekerin birlikte girdiği her şeyde çok başarısız. Ben de sürekli yumurtası döllenmişler gibi şekerli olan her şeye aşerdiğimden.İş başa düştü kızım pınar eldivenler ele, önlükler bele deyip atıyorum kendimi mutfağa.Her şeyin bir bedeli var güzelliğinin de bir gün gelir ödenir öde ppııı naaaarr söyleyerek harikalar yaratıyorum ama o başka.Denenmedik kek tarifi bırakmadım Issız Adam halt etmiş yanımda.Sahrap Soysal'a bir kalıp mesafedeyim.Ha bir de o çok önemli soru var 'yok mu kimse, evlenmeyecek misin'.Hımm ben çok hazırım sanki de tek eksiğimiz bir Biskolata koca adayı (Gerçi bi düşündüm de hıııımmm fena olmayabilirmiş ha. hhüümmppp!!! Salyalarımı çektim.).Kukuma bekçi verdiler sanki sizi tepsi popolu, alakorsa kesimli teyzeler!

Gene ne diyordum nerelere geldim.

Neyse işte çok sevdiğim ama bayadır görüşemediğimiz bi kız arkadaşım geldi dün.Sorunlu bi ilişkinin yamacında.Eeee tabi sorunlar, Güzin Ablacılık tam benim tarzım ya soluğu hemen benim yanımda alıyor cıbırlar.Şefkatli kollarım hepinizi sarar çıkın çıkın gelin çıkın çıkın gelin anneeeeeemm! Kızı almak için gittim gara, büfedeki tonton amcanın yanında aldım soluğu baktım ki tren daha gelmemiş. Ayran ısmarladı bana. Oturduk sohbet ettik. Romatizmaları azmış, yağmurlar başladı ya onu anlattı.Gazetelere göz attım azıcık, hükümete giydirdik, teröre çözüm paketi bile hazırladık birlikte.Bu amcada beni çeken bişey var çok içten bakıyor galiba ondan.
Tren geldi karpuz lakaplı hanım kızımız indi.Amaaanın bir de ne göreyim kız dal gibi olmuş, neresinden nasıl çıkarmış o löplöp yağlarını bilemedim.İltifat ediyorum, iltifat ediyor bir nevi Esra Ceyhancılık oynuyoruz.Vıcık vıcık kız muhabbeti almış başını gidiyor.Bi yandan ama gözlerime hala inanamadım, basbayağı kıskandım işte ya hemen bok atmalıyım altın çilek mi kullandın, bronz kestane mi çabuk söyle diyorum.Sır vermiyor yelloz, gülüyor sadece.Cevap versin diye üstüne cümle kurmuyorum, havayı geriyorum ama nafile.Neyse düş önüme dedim, yürüyoruz. Arkadan süzücem ya bir daha.Vallahi erimiş bu kız ya ben bile rahmetlinin birinin aşkından on gün lahana yediğimde böylesi yok olmamıştım.Küççücük kalmış totoşu. Bir lobu bir avucuma sığar yani ama hala kalkık değil hahahayt çok üzüldüm.Salak mıyım ben neyim? (yazar burada gülüyor).

Silkinip kendime geliyorum. Ben bunları düşünürken çoktan gelmişiz zaten yemek yiyeceğimiz yere.Silkinip kendime geldim dedim ya, yok daha gelmemişim meğer. Kız masaya kolarını koyunca acı gerçekle yüzleştim.Kayısı dalı gibiler. Bir de benimkilere bak yıllarca kar kış demeden her sabah debelendiğim klorlu suların mirası pazılarım arzı endamda.Konya da sen böyle gezemiyorsundur eheheh diye komik olanlara nispet olsun diye her yabancıyı askılılarla eteklerle karşılıyorum ya gözüme gözüme giriyorlar şuan.Üşüdüm deyip şal istiyorum garsondan, sımsıkıda bürünüyorum.Oh tamamdır! Şimdi hem tandıra hem de konuya konsantre olabilirim.

Anlat Karpuzcuğum nen var senin kuzum allahaşkına diyorum.
Karpuz döküldükçe dökülüyor...
Efendim şimdi bu kızcağız bi manitle tanışıyor bi arkadaş ortamında, manit beğeniyor karpuzu, numarasını alıyor, arıyor, soruyor.Buluşuyorlar, konuşuyorlar, hop sinema, hop yemek, hop sarılmacalar, uyumacalar, sevgili olmacalar.Hoooop ggüüümm!
Ne güzel dimi aslında minimum enerji maksimum kazanç.
Ama öyle değil işte.
Karpuz diyor ki: her şey tamam çok ilgili, çok şefkatli, çok anlayışlı, çok dürüst ama bişey eksik işte...
Hıımm... Bu kızların bir şey eksik diye kurdukları cümlenin eksiği genelde heyecandır.Bilirim.
Her gittiği yeri haber veriyor, uyandığında uykuya dalmadan mesajlarını eksik etmiyor, görüştüğü insanların tam listesini veriyor, bana da kimlesin nerdesin diye sürekli soruyor.Her şey uğraşsız tam formunda yani diyor karpuz.
Normalde erkekler bu kıvama getirilene kadar ilişkilerde bir üç beş ay heba edilir.Ama karpuza hazır soyulmuşu gelmişti.(Bana niye hiç böylesi denk gelmez anlamam diye iç geçirdiğimi tahmin ediyorsunuzdur.)  Ne diye şikayet eder bu kız şimdi ya bulupta bunamak bu ya! En iyisi ben yan masayı dinliyim diye geçiriyorum içimden.
Yan masadaki çiftin neden kavga ettiğini bile anlayamadan 'hazır soyulmuş' benzetmesi attırıyor şartellerimi hemen.Dırıl dırıl dırıl..

Alışveriş merkezlerinde zaranın yerini biliyor mu diyorum.
Eveeeeet diyor saf saf.
Mango outletten dert yanıyor mu diyorum.
Eveeet de ne ilgisi var ya! Etme içine anlatıyorum bi dinle ya diye çıkışıyor.
Sen söyle bana bi söyle şimdi, film seçimlerini sana mı bırakıyor sinemaya gittiğinizde diyorum?
Offf evett de ne olmuş yani diyor.
O yaydığı ağzına sokucam dev boy tuzluğu şimdi haberi yok.Fesupannallah!

Ne mi olmuş? Bu adam uzun süreli bi ilişkiden yeni çıkmış diyorum.
Nasıl yani nereden bildin diyor?
Çok zor sanki!
Adamı Zaradır, Mangodur sürükleyecek bir aşk ancak uzun süreli olabilir. Eee sürekli mesaj atması rapor vermesi de geçmişinden kalma bir alışkanlık.Nerdesin, kimlesin diye çok merak ettiğinden de sormuyor yani, alışmış adam birileri onunla hayatını paylaşıyormuş gibi yapsın istiyor.Bu sürekli nereye gidilmesini, ne yenmesini, ne izlenmesini kadına bırakmakta bundan.Bıkmış yani zaten yıllardır bunlara karar vermekten.

Tabi adam sıkıcı olur, tabi heyecanı eksik olur.Bir uzun ilişkiden çık nefes bile almadan, iki fingirdeyip, yavşamadan hooop yenisinin içine dal.Eee tabi adapte olamaz adam sana, hala eskisi devam ediyor sanır.
Ben bunları anlatırken 'haaaaa' diye dinleyen gözleri kafasına yattığının işaretiydi.
Sonra birden irkildi. Ama eskisi de 500 tane zilliyle fingirdiyordu aynı anda, ona da uzun ilişkiden çıkmış bu adam demiştin.Herkes uzun süreli ilişkiden çıkıyor sana görede ha! diye terslendi.
Kız haklıydı valla.

Çürütülmelere hiç gelemem valla.Düşündüm taşındım hemen şöyle bir sonuca vardım.Uzun süreli ilişkiden çıkan erkekler iki gruba ayrılıyor.Birinci grubun özelliklerini yukarıda gayet net gördük değil mi sevgili izleyiciler.

İkinci gruba gelince ise bunlar genelde bir önceki sevgililerinden boynuzlanarak ya da terk edilmek suretiyle egoları parça pinçik ayrılmışlardır.Dağılan egolarını toplamak, terk eden sevgiliyi unutmak, kendi minik kafalarının içinde intikam almak için zaten aynı deliğe gir çık gir çık sıkılmış şeyciklerini önlerine sunulan her deliğe sokma çabasındalardır.Şişkoymuş, çirozmuş, selülitliymiş, kısaymış, uzunmuş, kaşarmış hiç fark etmez.Kukusu olsun da ne olursa olsun.Erkek bu zaten sadece gördüğünü algılamak için yaratılmıştır da bunlar onu bile algılayamayacak formdadırlar.Ne kaldırırsam kardır diye ağızlarını açıp girdikleri her ortamda aranır, beş para bile etmeyecek kızlara iltifat edecek kadar zavallılaşırlar.Onlar için çok güzel bi tanım var bildiğim ama söylemesi ayıp, sözleri kayıp kaç zamandır dilimde sakın söyleme ;) 'Ben aşık olunacak erkek değilim, beni sevme' diyerek abazalıklarının temelinde duygusal bir boşluk varmış izlenimi yaratmaya çalışırlar.Yavşak yavşak sırıtarak konuşmaları en belirgin özellikleridir. Ne kadar farklı kız tanırsa dudakları, o kadar erkek oldum sanırlar.

Taaaa ki birgün sıkılıp 'Ben bıktım onenightstandlerden, içi boşalmış ilişkilerden, kadınlardan ben artık omuzunda huzur bulabileceğim, dertleşebileceğim birini arıyorum' diyerek içlerini doldurmaya çalışana kadar.İşte o zaman bu adamlar alacağını almış, tadacağını tatmış mükemmel sevgililer olurlar.

Yaptığım bu derin analizleri karpuzcuğumla paylaşıyorum -evet ya cidden öyle ya!- diye inliyor sürekli.
Ben ne zaman böyle bi ilişki ve erkek uzmanına dönüştüm bilmiyorum çok tecrübem varmış gibi sanki.Avrupa Yakasındaki Fatoş gibi hissettim, kendimden tiksindim valla bunları anlatırken.

Eeee şimdi ben ne yapıcam, nasıl davranıcam diyor Karpuz.
Teşhisi koymasına koydukta hani tedavi?
Valla hala düşünüyorum ne yapacakta kurtaracak bu ilişkiyi karpuz?

Zor valla iki türlüsüyle de uğraşmak.Ne gidebilirsin ne kalabilirsin.
Kıssadan hisse: Uzun süreli ilişki yaşıyorsanız evlenin kardeşim niye ayrılıyorsunuz da sonra böyle ortalıklara saçılıp bizimde canımızı sıkıyorsunuz.Cıks cıks cıks!

Amaaaa karpuz iyi ki gelmiş çok lav yu yu hak etmiş(: (Baştaki bu kadar saçmalamayı bu tespitleri yazmak için yaptığımı sanmayın diye bu cümle gerekliydi=))

Ha bir de azmettim öğrendim karpuz asaibery kullanmış ama siz kullanmayın(:

1 yorum:

Öz Hakiki Altın Ayıcık dedi ki...

Bir lobu bir avucuma sığar yani ama hala kalkık değil hahahayt çok üzüldüm.Salak mıyım ben neyim? (yazar burada gülüyor).


hahahahahahahahaha



O yaydığı ağzına sokucam dev boy tuzluğu şimdi haberi yok.Fesupannallah!



öldüm gülmekten okurken sbh sbh =)))


Çürütülmelere hiç gelemem valla.Düşündüm taşındım hemen şöyle bir sonuca vardım.Uzun süreli ilişkiden çıkan erkekler iki gruba ayrılıyor.Birinci grubun özelliklerini yukarıda gayet net gördük değil mi sevgili izleyiciler.

evettttttt :))


Taaaa ki birgün sıkılıp 'Ben bıktım onenightstandlerden, içi boşalmış ilişkilerden, kadınlardan ben artık omuzunda huzur bulabileceğim, dertleşebileceğim birini arıyorum' diyerek içlerini doldurmaya çalışana kadar.İşte o zaman bu adamlar alacağını almış, tadacağını tatmış mükemmel sevgililer olurlar.

değerimizi bilen yok ki... aylaydır kıçımızı yırtıyoruz burda başçacvuşun eşşeği misali ama takan yok!!! neyse okumaya dvm... bir gün insafa gelip de sdc yazdıklarıma yorum bile yazsan yeter dememe rağmen hala o Aliye Rona triplerinden çıkmıyorsun bana karşı...